Hakkımda

Benim hikayem
Ben sporu, bilimi ve iyi beslenmeyi hayatının merkezine koymuş bir sporcu beslenmesi uzmanı ve akademisyenim.
12 yılı aşkın süredir danışanlarımla omuz omuza çalışıyor, onların sadece performanslarını değil, besinlerle olan ilişkilerini de güçlendirmelerine yardımcı oluyorum.
Beslenme bilimini anlaşılır ve hayatın içinden hale getirmeyi seviyorum. Yarış pistinde, antrenman sırasında ya da mutfakta fark etmez- işe yarayan, sürdürülebilir stratejilerle ben hep yanındayım.
Eğer konu performans, sağlık ve bilimse… ben bu işin tam kalbinde ve seninleyim!
Nasıl başladı?
Diyetisyenlik yolculuğum lise yıllarında, babam hastalandığında başladı. Stresle baş etmeye çalışırken yemeğe yönelişim, bir iki ay içerisinde 16 kilodan fazla alışım… Bir arkadaşımın söylediği sarsıcı bir cümle ile ne kadar kilo aldığımı fark etmem, sonrasında ilk kez tartıya çıkışım ve yaşadığım şok… Normalde çok enerjik bir yapım olmasına rağmen, duygularımı atıştırmalıkların arkasına gizliyor, güler yüzümün altında zorlandıkça yiyeceklerle teselli buluyordum.
Diyetisyenlik mesleğim olmadan önce hayatıma bir ihtiyaç olarak girdi. Hayatımda zorlanmalar yasadığım lise yıllarımda stresle baş etmeye çalışırken sürekli yemek yememle birlikte aldığım 16 kilo bu meslekle tanışmamın vesilesi oldu.
Diyet kültürü ve ilk “diyetisyen”
Aşırı kilo aldığımın farkına vardıktan sonra o dönemde ilk kez “diyetisyen” kelimesini duydum ve profesyonel yardım aldım. Ama birçok insan gibi ben de diyetisyenimden çok, gazetelerdeki popüler diyetlere inandım. Üç ayda yoğun egzersiz ve kısıtlayıcı diyetlerle 18 kilo verdim. Kendimle gurur duyuyordum, ama vücuduma verdiğim zararın farkında değildim – ta ki adet döngüm bozulana kadar…
Zaman içinde kilo verme takıntım sağlıksız bir hâl aldı ve bir yeme bozukluğunun eşiğine geldiğimi fark etmedim. Üniversiteye başlamadan önce bile lakabım “Diyetisyen” olmuştu ve bu mesleği mutlaka yapmak istediğimi biliyordum.
O süreçte diyetisyenim dışında gazetelerdeki popüler diyetlere de yönelerek 3 ay gibi kısa bir sure içinde yoğun egzersizler ve yanlış beslenme planları ile 18 kiloyu hayatımdan çıkarıp daha önce var olmayan sağlık problemlerini bilinçsizce hayatıma davet etmiş oldum. Kilo verme takıntımın olması ve yeme bozukluğuna varan bu tutum o yıllarda bana “Diyetisyen” lakabı takılmasını sağlamış olsa da aslında diyetisyenliğin kilo vermekten çok daha fazlası olduğunu yıllar içinde bu bolümü kazanıp okuduğum yıllarda anlamaya başlamış olacaktım.
Beslenme okumak ve gerçeği görmek
Üniversite sınavında yüksek puan alarak Ankara Üniversitesi Beslenme ve Diyetetik Bölümü’nü kazandım ve bölüm ikincisi olarak mezun oldum. Alanın içine girdikçe, adet düzensizliğimin ilk konulan PCOS (polikistik over sendromu) tanısından çok; yeme davranışlarımdaki bozulma ile ilgili olduğunu fark ettim. Kilo alıp adet düzenimi geri kazanmak yıllar aldı. Bu süreç, beslenmenin asla sadece fiziksel sağlık olmadığını, psikoloji ve kimlikle derin bir bağı olduğunu bana çok net gösterdi. Benim hikayemden anlayacağınız mesleğimin inşasında ilk danışanım ve son diyetisyenim ben olmuş oldum.
Klinikten akademiye
Mezuniyet sonrası üç yıl boyunca Ankara Eğitim ve Araştırma Hastanesi Endokrin Kliniği’nde diyetisyen olarak çalıştım; özellikle Tip 1 diyabetli çocuklar ve yetişkinlerle ilgilendim. Fark yaratmayı çok seviyordum fakat araştırma ve öğretme isteğim de günden güne güçleniyordu. Yüksek lisans yaparken Hacettepe Üniversitesi’nde araştırma görevlisi olarak çalışmaya başladım; burada ilk kez spor beslenmesi ve vücut geliştirmecilerde beden algısı sorunlarıyla tanıştım (yüksek lisans tezim).
Dayanıklılık sporları ve bağırsak sağlığını keşfetmek
Doktora çalışmam beni, egzersize bağlı gastrointestinal sorunlar yaşayan dayanıklılık sporcularıyla tanıştırdı. Dinlenik metabolizma hızı ölçümleri, laktat eşiği testleri ve bağırsak mikrobiyota analizleri gibi yoğun testlerin yer aldığı araştırmalar yürüttüm ve gerçek tutkumun burada keşfetmiş bulundum. Sonrasında İrlanda hükümeti tarafından desteklenen iki yıllık bir doktora sonrası araştırma bursu kazanarak Dublin City University’de Egzersiz Fizyolojisi Bölümünde dayanıklılık koşucuları ve elit sporcularla çalıştım. Burada antrenman Zone’larını belirlediğim, vücut kompozisyonu ölçümleri yaparak detaylı raporlar hazırladığım, kan tahlillerini yorumlayarak beslenme programlarını takip ettiğim 103 İrlandalı sporcumla çalışma fırsatı buldum.
Neler yapıyorum?
Akademisyen ve araştırmacı kimliğimle, diyet süreçlerindeki bilgi kirliliğini ve yanlış inanışları yıkmayı hedefliyorum. Rastgele listeler yerine; kan değerlerinizi, hastalık geçmişinizi ve yaşam tarzınızı merkeze alan, bedeninize zarar vermeyen sürdürülebilir rotalar çiziyorum. İster elit bir sporcu olun ister aktif bir birey; amacım sizi bedensel ve ruhsal olarak en iyi versiyonunuza ulaştırmak.
Hollanda’da devam eden kariyerimin arkasında, kendi yaşadığım zorluklardan aldığım dersler var. Geçmişteki stres kaynaklı yeme bozuklukları ve aşırı egzersiz tecrübelerim, bana danışanlarıma yaklaşırken sadece kiloya değil, “iyi hissetmeye” odaklanmam gerektiğini öğretti. Bu yüzden sizinle çalışırken önceliğim her zaman hormonlarınız, bağırsak sağlığınız ve mutluluğunuz.
Diyetisyen & akademisyen kimliğinin perde arkasındaki kadın kimdir diye merak edersen; deli dolu, hep enerjik, tutkulu ve güneş aşığı biriyim, müziği (big time!), şen kahkahaları, sabahları erken uyanmayı, sabahın ilk sessizliğinde içilen kahveyi, bitter çikolatayı, sıcacık dostlukları, seyahat etmeyi, hiking ve koşuyu, dağ manzaralarını, denizin kokusunu, gülümseyen insanları, Arjantin tangoyu, Golden Retriever olmak üzere köpekleri, sarılmayı, içeceklerin arka planında yatan hikayeleri, dondurmayı, ah kısaca hayatı tek bir günmüşçesine hissederek yaşamayı çok severim 😊
Deneyim & Yetkinlikler
Deneyim ve yetkinlerimi görmek için aşağıdaki butona tıklayın.